Aşağıdaki yazı, Blogcu Anne okurlarından Aylin Sılığ tarafından kaleme alındı. 3,5 yaşındaki Ege’nin annesi olan Aylin, 12 senedir Milli Eğitime danışmanlık yapıyor. 2003′te uzmanlığını aldıktan sonra, oğlu Ege’nin de hayatına katılmasıyla birlikte oyun gruplarına yönelmiş, ve Eskişehir’in ilk oyun grubunu kurmuş. Aylin’in bloguna buradan, Eskişehir’deki oyun grubunun Facebook sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz.
"Okul öncesi" etiketli tüm yazılar
Neler buldum, neler!
Süper, süper, süper iki web sitesi keşfettim. Paylaşmazsam çatlarım. Birincisi Artsonia. Şu sıralar tam da ihtiyacım olan şeymiş meğer. Kendini “dünyanın en büyük çocuk sanatları müzesi” olarak tanıtan Artsonia, çocukların yaptıkları sanat işlerinin yüklenebilerek kendilerine ait galerilerde sergilenebildiği bir web sitesi. Okul çağı çocuğu olan veliler bilir: En büyük dert, çocukların her gün dosya dosya eve getirdikleri “faaliyetleri” nasıl saklayacaklarını çözmek. Atsan atılmaz, satsan satılmaz. İşte bunun için var Artsonia. Çocuğunuz okulda bir resim mi çizmiş? Hop, scan ediyorsunuz, hemen yüklüyorsunuz siteye. Ne bileyim, oyun hamurundan mini bir heykel mi yapmış? Resmini çekiyorsunuz, ekliyorsunuz galerisine. Böylece: (1) Evdeki kâğıt yığınının önüne geçmiş oluyorsunuz ve (2) Çocuğunuzun işlerini dönem dönem ölümsüzleştiriyorsunuz. Ben de Deniz’e bir galeri oluşturdum. Okuldaki çalışmalarının da ötesinde, …
Karmaşık makine-basit makine
Her ay keyifle aldığımız TÜBİTAK’ın okul öncesi dergisi Meraklı Minik bu ay bir farklı eğlendirdi bizi. Daha doğrusu beni. Bu ayın konusu makineler. Kalemtıraştan televizyon kumandasına, bisikletten çamaşır makinesine kadar basit-karmaşık türlü türlü makineleri işlemiş dergi. Çok keyifli. Geçen gün, Deniz’le oturduk, okuyoruz. Çamaşır Yıkama Günü‘nü okuduk, sıra Bunların hepsi makine‘ye geldi.
Anaokulu – ne zaman, nasıl, nerede?
Anaokulu konusunda ne zamandır kapsamlı bir yazı yazmak istiyordum. Nereden başlasam, hangisini anlatsam diye düşünürken Damla‘nın bu sobesi harekete geçirdi beni. Eline sağlık Damla, bu sobe bloglarda yayılsın da bu konuda dert çeken anneler tecrübelerden faydalansın. Damla’nın sorularına ve yanıtlarıma geçmeden önce geçenlerde edindiğim bir kitabı paylaşmak istiyorum. Adı, Anaokulu ve Kreş için Anne Baba Rehberi. İstanbul Altunizade’deki Pembe Panter Anaokulu’nun sahibi psikolog Ayşe Güner tarafından yazılmış.
Çocuklar kreşe, ebeveynler işe
Çalışan annenin derdi, emzirme dönemi bitince de bitmiyor. Çalışan anneler çocuklarını en iyi ihtimalle anneanne-babaanneye, onlar yoksa ve maddi durumları el veriyorsa bakıcıya ya da okula, o da mümkün değilse rica minnet konu komşuya bırakıyorlar.
Okul öncesi futbol-mania
Bizim ev halkı Galatasaraylı. Ben de eş durumundan öyleyim. Hal böyle olunca Deniz ve Derin de “doğuştan Cimbomlu” dediklerinden oluyor sanırım. Böyle de bir olay varmış, “doğuştan” falanca takımlı diye… Hâlbuki çocuklara kalsa belki Adana Demirspor’lu olacaklardı, özlerine dönerek…
Yılın En Kötü Oyuncağı hangisi?
Amerika’da Campaign for a Commercial Free Childhood (CCFC) adlı bir sivil toplum örgütü var. Geçenlerde bahsettiğim Baby Einstein DVD’lerinin çocukları daha zeki yapmadığı konusunu ortaya atan ve Disney’in bu DVD’lerin iadesi karşılığında para iadesi vermesini sağlayan kuruluş. İsmini Türkçeye çevirince “Reklamsız Çocukluk için Kampanya” gibi bir şey çıkıyor ortaya. Sağlık çalışanları, sivil toplum örgütleri ve velilerin oluşturduğu bu grubun amacı çocukların reklam kültüründen en az seviyede etkilenmesini sağlamakmış. (Bkz. About the Campaign for a Commercial Free Childhood) CCFC, Amerika’daki Oyuncak Sanayii Derneği’nin yaklaşık 10 yıldan beri düzenlediği Yılın Oyuncağı ödüllerine geçen sene bir alternatif geliştirerek Yılın En Kötü Oyuncağı yarışmasını başlatmış. Şiddet çağrıştıran ya da büyümüş de küçülmüşlüğü özendiren binlerce oyuncak arasından geçen senenin ödülü büyümüş de küçülmüşlüğün önde gideni …
Deniz’in sınıfındaki Yeni Yıl sunumum
Anlatacağım demiştim, buyurun: Daha önceki yazımda verilen fikirler çok hoşuma gitmişti. Özellikle de hikâye anlatır gibi bir yılın nasıl geçtiğini anlatmak fikrine bayılmıştım. Aktivite de yaptırmak istiyordum aslında. Yeni yıl kartı fikri çok aklıma yatmıştı.
Bir sınıf dolusu 3 yaş çocuğuna Yeni Yıl hakkında sunum nasıl yapılır?
Deniz’in okulunda yeni bir uygulama başlattılar: Her hafta başka bir veli o haftanın konusu neyse onun hakkında sunum yapıyor. Bundan yaklaşık bir ay önce ben yapacaktım, ancak önce Deniz hastalandı, sonra ben derken bugünlere sarktı. Bakmayın öyle bu çocukların 3 yaşında olduklarına… Ciddi bir hazırlık gerektiriyor bu sunumlar. Ve çocukların aklında acayip yer ediyor. Örneğin geçen haftalarda bir anne şekiller hakkında bir sunum yaptı. Parmak kuklalarıyla şekilleri anlatmış. Hepsini konuşturmuş, şekillerin isimlerini söylemiş, çocuklara sorular yöneltmiş. Deniz günlerce her gördüğü insana “Senin en sevdiğin şekil ne?” diye sorup durdu.










pınar: biz de istiyoruz :)...
fatma davarcıoğlu özaktaş: bakalım şans bize gülecek mi?...
hatice: bakalım bizde işe yarayacak mı...
Gamze: Biz de katılıyoruz!! :)...
tuuba: bizde istiyoruz.....