"Pozitif Doğum Hikayeleri" etiketli tüm yazılar

Itır ve Aylin’in Hikâyesi

ItirVeAylin

Aşağıdaki Pozitif Doğum Hikâyesini Itır ilk gönderdiğinde, henüz okumadan, sadece uzunluğunu görüp kısaltmasını rica etmeyi düşündüm. Sonra, bir nefeste bitirdiğimde okumaya doyamadığımı fark ettim.

Elif ve Ece’nin Doğum Hikayesi

Aşağıdaki doğum hikayesi, Ece’nin annesi Elif tarafından kaleme alındı. Elif’in bloguna buradan, diğer Pozitif Doğum Hikayelerine ise buradan ulaşabilirsiniz. *** Elif’le Ece’nin Doğum Hikayesi 6 Temmuz 2010, İstanbul 2 Kasım 2009’da hamile olduğumu öğrendim. İstediğimiz bir bebekti, planlanmıştı. Bebek yapmaya karar verdiğimizde bir doktora görünüp gerekli tahlilleri yaptırmıştım, folik asit almaya başlamıştım. İzleyen beşinci ayda da hamile olduğumu öğrendik.

Bir kavuşma hikâyesi

Doğum, sabır gerektiren bir süreç; anne için de, doktor için de. Anne ve bebeğin sağlığı için mutlaka gerekli olmadığı sürece suni sancı, rutin epizyotomi, annenin karnına bastırmak gibi uygulamalar doğumun doğal akışını sekteye uğratma riski taşıyabiliyor. Aşağıdaki hikayeyi bunu akılda tutarak okumanızı rica ediyorum. Ve tabii ki unutmayalım: Her doğum farklı, ve sonu mutlu biten her hikaye aslında pozitif bir doğum hikayesi. Sevgili Rana’ya doğum hikayesini paylaşarak normal doğumu yaygınlaştırma konusundaki naçizane çabama katkıda bulunduğu için teşekkür ediyorum.

Her hamilelik, her doğum farklı

Geçtiğimiz hafta blogu yeni bir sayfa düzenine geçirirken yaptığım bir başka “atılım” da Pozitif Doğum Hikayeleri’ni blogcuanne.com altına taşımak oldu. İki farklı blogu yönetmek zor geldiğinden Pozitif Doğum Hikayeleri’ni uzun zamandır ihmal etmiştim. Artık kaldığım yerden devam edebilirim. Siz de tüm Pozitif Doğum Hikayeleri yazılarını şu sayfadan takip edebilirsiniz. Pozitif Doğum Hikayeleri’ne, Fransa’da yaşayan Meriç’in aşağıdaki yazısıyla devam ediyoruz. Meriç’in yazısı normalde yer verdiğim doğum hikayelerinden daha uzun olmakla birlikte, birbirinden çok farklı iki doğum tecrübesine yer vermesi ve  Türkiye’de maalesef uygulama dışı bırakılan ebelik mekanizmasının da nasıl işlemesi gerektiğini anlatması açısından önemli.

Doğal Sezaryen

Türkiye’ye alanında dünya şampiyonluğu getiren sezaryen doğumların arkasında yatan sebepler sıralamakla bitmiyor: kordon dolanması, bebeğin kaka yapması, makat geliş, doğumun başlamaması, vesaire. Birçok anne, ister kendi isteğiyle, ister doktorunun ve/veya ailesinin yönlendirmesiyle alınsın, sezaryenle doğum kararını sonrasında sorgularken buluyor kendini. Bu sorgulamanın altında yatan en önemli sebep de kuşkusuz kadınlara sezaryen sırasında yapılan muamele. Birçok kadının hala elleri yatağa bağlanıyor operasyon sırasında. Bebek muayene edilmeli, temizlenmeli gerekçeleriyle bebekler annelerine uzaktan gösteriliyor, hemen yıkamaya götürülüyorlar. İlk andaki tensel temasın ve ilk bir saat içerisindeki emzirmenin önemi görmezden gelinerek bebekle annenin ilk buluşması saatler alabiliyor.

Doris ve Noah’nın Hikâyesi

~18 Haziran 2010, İstanbul~ Öncelikle şunu belirteyim: Doğumum tahminimden çok daha kısa süreli ve çok daha az ağrılıydı. Belki de bundan üç sene önceki ilk doğumumun sezaryenle noktalanmış olması ve benim hiçbir koşulda aynı şeyleri tekrardan yaşamak istememem ikinci doğumum sırasındaki acıyı çok daha dayanılır kıldı, bilemiyorum. Ancak şunu da eklemem gerekir: Ağrı eşiğim oldukça yüksektir. Omuriliğime dövme yaptırırken neredeyse uyuyakalmıştım. Hamileliğimin 39. haftasında bir Perşembe akşamı… Karnım taş gibi. İçimden spor yapmak bile gelmiyor, ki tutkunuyumdur.

Aslı ve Maya’nın Hikâyesi

~ 7 Ocak 2009, İstanbul~ Kendimi bildim bileli çocukları hep sevdim. Büyük aile hayalleri kurduğumu hatırlarım hep, koşullar elverse, 4-5 çocuk yaparım derdim. Ama üniversite sonrası iş-güç, yeni bir hayat düzeni kurmak, yürümeyen bir ilk evlilik, sonra hayatımın aşkı ile tanışıp evlenmek, vesaire derken bir de baktım ki yıllar geçip gitmiş, 35′e yaklaşmışım. İçimdeki bebek isteği zirve yapmıştı artık. Eşimle, 2008 başında bebeğimiz için çalışmalara başlamaya karar verdik. Canım kızım bizi hiç zorlamadı ve ikinci denememizde hayatımıza girdi. Böylelikle doğanın en güzel mucizelerine şahit olduğum, birebir yaşadığım o büyülü süreç başlamış oldu. Her anne adayı gibi, 6. haftada o minicik varlığın kalp seslerini duyduğumda, heyecandan yüreğim ağzıma geldi, mutluluktan havalara uçtum. Kızımın ilk kıpırtılarını hissettiğimde, iş için Londra’ya gitmiştim, kendime …

Bir bebeğin dönme öyküsü

Aşağıdaki yazı, daha önce doğum hikâyesi burada yayımlanan Bahar Bilgen Baç tarafından kaleme alındı: ~~~ Bebeğinizin ters durduğu söylendi, ne yapacaksınız? Benim bebeğim 38 haftaya kadar yatay pozisyonda (transverse lie) yatıyordu, rahat rahat yan gelip yattı da diyebiliriz. Sezaryen korkusu ile 34. haftadan başlayarak (keşke daha önce başlasaydım) her türlü döndürme tekniklerini denedim. Aşağıda bahsettiğim metodlar hem yatay hem de makat duruş (breech) bebeklerini döndürmek için geçerli. Aşağıdaki tekniklerin hemen hepsinde genel amaç bebeği harekete geçirmek, direkt döndürmek değil. Eğer bebek rahatı bozulup da harekete geçerse otomatik olarak baş aşağı döneceği varsayılıyor. Bunun sebebi başın ağır çekmesi ve doğum için doğal pozisyonun bu olması. http://spinningbabies.com adresinde bu konu detaylı olarak işleniyor. http://spinningbabies.com/techniques sayfasında videolar var. Bir de doğal pozisyon baş …

Derya ve Aze Çınar’ın hikayesi

~ 4 Ağustos 2010, İstanbul~ Dört gözle bekliyordum doğum hikâyemi yazacağım zamanı. Doğum sonrası yazmanın biraz zaman alacağı, benim de hiç acele etmeyeceğimi düşünememişim. Bugün kızımın 11. günü ancak zaman ve yeterli motivasyonu sağlayıp oturuyorum bilgisayar başına. 3 Ağustos salı öğlen, eşimle kalkıp rutin muayenemize gittik hastaneye. 39 hafta 3 günlüktü hamileliğim. Doktorumuz vajinal muayene yaptı. Son söylediğinde olduğu gibi bebeğin doğum yoluna hala girmediğini, rahim ağzının arkaya dönük olduğunu, pazardan önce bebeğin gelmesinin zor olduğunu söyledi. Bir yandan canım sıkıldı bekleme işi devam edecek diye bir yandan da tam zamanında gelecek diye sevindim. Doktorumla pazarlık yaptık. O “cuma gel kontrole” dedi. Ben “Çok yoruluyorum geldiğimde, pazartesi geleyim yaa, arada doğum olursa gelirim işte.” dedim. En ufak tuhaf şeyde kontrole …

Nihan ve Demir’in Hikâyesi

~13 Mart 2010, İstanbul~ 5 yıllık evliliğin ardından, oldukça planlı, beklenen ve istenen bir hamilelikti benimkisi. Hamileliğimin başlarında bir gece rüyamda kahkahalar atarak sancı çektiğimi, bebeğimi tek başıma doğurduğumu ve çok güzel bir oğlum olduğunu gördüm. Rüyanın da etkisiyle biraz araştırma yaptım ve bunun hypnobirthing olduğunu öğrendim. 12.haftamda bir tesadüf eseri Türkiye’deki 3 hypnobirthing uzmanından biri olan Dr. Dilek Cengiz ile tanıştım. Doğuma kadar düzenli olarak hem yoga hem hypnobirthing dersleri aldım. Düzenli yoga yapmaktan olsa gerek, sırt ağrıları ve uykusuzluk dâhil, standart hamilelik şikâyetlerinin birini bile yaşamadan harika bir hamilelik geçirdim. Kanunen çalışabileceğim sürenin sonuna kadar da işe gidip gelmeye devam ettim. İzne çıktıktan sonra bol bol hareket ediyor, uzun yürüyüşler yapıyor ve geceleri 12 saat uyumaya devam ediyordum. …